70 li yıllarda bu ülkenin kafası çok çalışan insanları kardeş kavgasında eriyip gitti.
Türk-Kürt bölücülüğü yaratılması üzerine binlerce yurttaşımızı terörde kaybettik, şehitlerimizi beynimize kazıdık.
Belki, Müslüman-Hıristiyan savaşı vardı son perdede.
Belki de, 2000 yılında İsa Peygamberin ikibininci yıldönümü kutlamaları için geldikleri Türkiye’de bombalar patlasa ve binlerce farklı ülkenin Hıristiyan inançlı insanları ölse, ülkemiz, Irak gibi açık olarak işgal edilecekti.
Siyasi işgal kaderimiz oldu..
***
İki kutuplu sistem bitti.
Warşova paktı dağılırken, NATO görev değişiklikleri yaşadı.
Kafkas ve Balkanlarda mikro milliyetçilik akımları (Soros ve turuncu devrimler) Nato’nun yeni hedefleri olurken, görev dışı kalan Türkiye gibi ülkelerin gladyosu önce milli kuruluşlar, sonra da kişisel çıkarları için çalışmaya başladılar.
Bu dönemde ayrışmalar ortaya çıktı.
İdeolojik savaşın bitimi sonrasında bir kısmı geri çekilerek siyasi faaliyetlerde toplum gözünde değerlenip hava yolu kazalarıyla hayatını kaybederken, bir kısmı kişisel çıkarları için gasp, soygun ve öldürmeli görünen eylemlerine devam ederek son nefeslerinde karayollarındaki kazalarla tanıştılar.
Bir başka kısmı ise cezaevlerinde çile çekme durumuna düştüler.
Avrupa varoşlarında ölenler ise iki satırla duyuruldu.
Devlet Bahçeli “03 Kasım 2002 de seçim olsun” neden dedi.
Bu günün Türkiye’sinde can alıcı sorunun bu olması gerek.
Gladyo çözümü ve bir kısmının devamı ve eklentileriyle birlikte ortaya çıktı görünen Ergenekon’un perde arkası bu sorunun cevabı içinde mutlaka vardır.
Seçim için Bahçeli’ye yönlendirme yapanların açıklamalarını dinlemek gerekli.
Çünkü bu günkü dalgaların oluşma zamanları o günler.
Gerek Tuncay Güney’in ifadeleri ve gerekse Deniz Amirali Özden Örnek paşanın darbe günlükleri o günlerin önemini vurguluyor.
Yetmişli yıllarda ölenlerin ruhları da soruyor Savcı Öz’e “Biz neden öldük” diye.
Ve devam ediyorlar.
“Sayın Savcı, doğum tarihinizden itibaren başlatınız sorguyu”